AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU İLETİŞİM PROGRAMI Haberler Türk KOBİ’lere Avrupa Birliği Desteği AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Marc Pierini’nin konuşmasının ana hatları TOBB Üniversitesi, Ankara, 3 Mayıs 2010 Küçük ve orta ölçekli Türk işletmelerinin geleceğini ve Avrupa Birliği tarafından bu işletmelere verilen desteği tartışmak üzere bugün yeniden TOBB Üniversitesi’nde sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duymaktayım. Hepimizin bildiği gibi, Türkiye’deki ve AB’deki küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) tüm işletmelerin yüzde 99’unu ve tüm işlerin de üçte birini kapsamaktadır. KOBİ’ler yeni fırsatlara çabucak cevap verdiklerinden ve yeni ürün ve hizmet taleplerini karşıladıklarından ekonomilerimizin hayati bir bileşenidir. Çalkantılı dönemlerde de birer istikrar unsurudur. Hem Türkiye hem AB, KOBİ’lerin rolünü çok uzun süredir teslim etmektedir. 2009 yılında, AB ve Türkiye, KOBİ’lerin önemli rolünü kabul edip finans ve hizmetlere daha kolay erişimlerini sağlayarak KOBİ’ler için olası en verimli ortamı yaratmaya yönelik Küçük İşletmeler Yasasını kabul ettiler. Hem AB üyelik öncesi programlarında hem de AB-Türkiye üyelik görüşmelerinde, KOBİ'lerin rekabet güçlerinin geliştirilmesi temel bir odak noktası olmuştur ve bizler de genel olarak bu yönde geniş bir yelpazede çeşitli araçlar geliştirdik. Üyelik öncesi programların “bölgesel rekabet gücü” bileşeni, kesinlikle AB’nin bölgesel rekabet gücüne temel bir katkısını temsil etmektedir ve altyapı, teknik destek ve inovasyon gibi ihtiyaçlara karşılık vermektedir. Ancak bugün özelikle KOBİ’lere yönelik AB desteği üzerine odaklanmak istiyorum. Üç ana alan bulunmaktadır: enformasyon hizmetleri, danışma hizmetleri ve finans. 1. Enformasyon Hizmetleri AB Enformasyon Merkezleri ve Ofisleri artık tüm Türkiye’de, tam 26 ilde mevcuttur. Bunların çoğunluğuna da Ticaret Odaları ev sahipliği yapmaktadır. Bu merkezler, işletmelerin ve daha genelde sivil toplumun şehirlerindeki, vilayetlerindeki ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. TOBB ve TOBB’a bağlı Odalara sıkı çalışmaları ve bu çabaya bağlılıkları nedeniyle tekrar teşekkür ederim. 2. Danışma Hizmetleri Bugüne kadar kullanılan ana ağ, kesinlikle AB İş Merkezleri Ağı ABİGEM’dir. ABİGEM şu anda 15 TOBB Odası’nda mevcuttur ve bu sayı yakında 19’a çıkacaktır. Temsilcilerini selamlıyorum ve sıkı çalışmaları ve bağlılıkları için onlara teşekkür ediyorum. Katılım öncesi ülkelerde AB tarafından sağlanan diğer tüm katılım-öncesi programlarda olduğu gibi, ABİGEM fonu “tohum para” dediğimiz şeydir, yani Türk KOBİ’lerinin özel ihtiyaçlarına yönelik eğitim ve danışma hizmetleri sağlamak amacıyla bizzat TOBB Odaları ve TOBB tarafından sahiplenilmesi gereken bir projeye başlangıç desteğidir. Ayrıca üniversite ya da oda olmak üzere 34 merkezde temsil edilen Avrupa İşletme Ağı’na da sahibiz. 3. Finans Mevcut finansal destekle ilgili olarak, Avrupa Konseyi, KfW ve AB’nin ortaklaşa oluşturduğu Küçük İşletmeler Kredi Programı’nın (SELP) yanı sıra Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’deki özel ve kamu bankaları yoluyla sağladığı kredi ve risk sermayesi kolaylıklarını hepimiz biliyoruz. Ancak bugün şimdi yerine koyduğumuz yeni bir araca dikkatinizi çekmek istiyorum: 2010 yılında, AB finans kurumları 1 milyar Euro’dan daha fazla bir miktarı Türk işletmeleri lehine sunacaklardır: İlk olarak, Rekabet Gücü ve İnovasyon Programı işletmelere EIF yoluyla yaklaşık 300 milyon Euro sunacaktır. Bu miktarın 225 milyon Euro’su kredi, 71 milyon Euro’su mikro-kredi olacaktır. İkinci olarak, EIB ve AB fonlarıyla Anadolu ve Güney-Doğu işletmelerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik her iki hizmet, Büyük Anadolu Garanti Fonu (282,5 milyon Euro) ve Güneydoğu Anadolu Risk Sermayesi (16 milyon Euro) altında yaklaşık 300 milyon Euro sağlayacaktır. Üçüncü olarak, sözde Kriz Tepki Paketi, son ekonomik kriz nedeniyle bankaların KOBİ’lere verdiği kredi miktarındaki düşüşü hafifletmek amacıyla AB, EIB ve EBDR’den yerel bankalar yoluyla yönlendirilecek 422 milyon Euro tutarında kredi sunacaktır. Görebileceğiniz gibi, bu finans araçları farklı tiplerde destek sağlamaktadır: krediler, risk ve yatırım sermayesi, garantiler ve mikro-krediler. Bu yeni ve kapsamlı girişim KOBİ’ler için zor bir zamanda yetişmiştir. Burası, KOBİ’lere bu tür finansmana erişim için projelerini geliştirmeye destek sağlayacak olan ABİGEM ağının işe yarayacağı yerdir. 4. Sonuç Bu büyük finansal desteğin uygulanması için TOBB ve TOBB üyesi Odaların tam desteğine ihtiyacı vardır. ABİGEM fonunun ilk aşaması sona yaklaşmışken, Türkiye’de AB İşletme Merkezleri kavramının sahiplenildiğine ve TOBB, Odalar ve ABIGEM hissedarlarının ağın gelişmesini desteklemeye devam edeceklerine inanıyorum. Diğer bir deyişle, TOBB’un ABİGEM ağına bağlılığı, hizmetlerin kalitesini, ABİGEM’ler arasında koordinasyonu ve son tahlilde ağın sürdürülebilirliğini garanti altına almak için gereklidir. ABİGEM’lerin kendilerini organize etme biçimleri şüphesiz kendi seçimleridir. Ancak izninizle şunu açık söyleyeyim: Eğer sağlam ve uygulanabilir projeler hazırlayacak ve işadamlarına bu fonlara erişmeye yardımcı olacak hiçbir mekanizma olmasaydı, Türk KOBİ’lerin kullanımına böylesine büyük bir finans paketini açmanın hiçbir yararı olmazdı. ABİGEM ağına en içten başarı dileklerimi sunarım.
Ağaçlandırma çalışmalarına verilen teşvikler Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen özel ağaçlandırma çalışmalarına verilen teşvikler, ilk meyvelerini vermeye başladı. Bozuk orman veya boş orman arazileri ile Hazineye bağlı uygun alanların gerçek veya tüzel kişilerce ağaçlandırılarak yeniden kazanılması ve ıslah edilmesi amacıyla başlatılan proje kapsamında bugüne kadar ağaçlandırılan alan 80.000 hektarı geçti. Bu alanların yaklaşık yarısı ise gelir getirici meyve ormanlarından oluşuyor. Arazinin devlet tarafından ücretsiz tahsis edildiği projede, fidanlar, arazi hazırlığı, dikim veya ekim bedeli ve 3 yıllık bakım giderleri için de düşük faizli olarak, 30 yıla varan sonradan ödemeli kredi imkanı sunuluyor. Üstelik ağaçlardan elde edilen ürünler orman sahibine kalıyor. Böylece şirketler, neredeyse sıfır yatırım maliyeti ile farklı bir alanda ek gelir sağlayabiliyor. Türkiye’nin mevcut yüzölçümünün yüzde 26’sı ormanlardan oluşuyor. Ormanların yüzde 99’9’u ise devlete ait. Bunun karşısında, dünya orman varlığının yüzde 24’ü özel ormanlardan oluşuyor. Bu oran AB ülkelerinde yüzde 61’i buluyor. Fransa’da ormanların yüzde 74’ü, Almanya’da yüzde 41’i İtalya’da yüzde 60’ı Portekiz’de yüzde 91’i İngiltere’de yüzde 60’ı Amerika’da ise yüzde 71 özel kişi ya da kurumlara ait… Çevre ve Orman Bakanlığı, 1986 yılında çıkan yönetmelikle Türkiye’de gerçek veya tüzel kişilerin özel orman sahibi olmasının önünü açtı. Teşviklerle desteklenen proje ile bugüne kadar 81.000 hektar alana özel ağaçlandırma yapıldı. 2008’de 9.256 hektarlık alanda ağaçlandırma yapılırken, 2009 sonunda 11.500 hektar alana ulaşılması hedefleniyor. Özel ağaçlandırma kapsamında, asli orman ağaçlarının yanı sıra bazı gelir getirici türlerin de dikimi de gerçekleştirildi. 2008 sonu itibari ile 77.610 hektar olan özel orman alanlarının 38 hektarına gelir getirici türler dikildi. Bu kapsamda yaklaşık 9,5 milyon meyve ağacının dikimi yapıldı.
Henüz internet siteniz yoksa... Herkes için FIRSAT
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10TÜRKİYE AVRUPA BİTLİĞİ ilişkileri çerçevesinde uygulanan mali yardımlar hakkında güncel bilgiler... Dünya Bankası ve diğer dış kaynaklı fon ve hibeler hakkında güncel bilgiler
Güncel Sanat Kültür Küçük BilgilerMONDIAL MARKETING MONDIAL MARKETING Tarım Temiz Enerji Haberler İletişim Teknoloji Güncel Tarım Haberler Sanat Kültür Küçük Bilgiler Temiz Enerji İletişim TeknolojiBilgi Gazetesi